Çarşamba, Eylül 12, 2012 | By: VOLKAN YÜCEL

Ölmeden Önce Okunması Gereken Kitaplar

Kitap okuma toplumumuzun alışkanlıkları arasında yeterli olmayanların başında geliyor. Her şeyi yapmayı bilen toplumumuz nedense kitap okumak da biraz çekingen davranıyor. Üniversite bitirip eline ders kitabı dışında kitap almamış tanıdıklarım var. Bu üzücü bir şey elbette ki! Bu nedenle insanların okuyunca hoşlarına gidecek kitaplardan bir seri paylaşayım dedim. Bu kitaplardan kaç tane paylaşırım bilmiyorum ama etiketlerden takip edilebilir. (Okunması Gereken Kitaplar Etiketi)

İnsan hayatında okumak güzel bir eylem olarak yer alıyor. Bunu okumayı öğrendiğimiz andan itibaren uygulayabiliriz. Önce kocaman puntolarla yazılmış bol resimli hikaye kitapları ilgimizi çeker. Aslında hikaye çok basittir ufaktır ama etkisi ve görselliği, çocuk zihniyle buluştuğu anda büyük bir dünyaya dönüşür. Çocuk o dünya içinde hayaller kurar, zora düşen hikaye kahramanını kurtarmaya çalışırız. Basit ama güzel hikayelerdir unutulmaz olurlar. Okuduğum yüzlerce kitabın bir çoğunu unutmuşumdur aslında ama çocukken okuduğum Alık ile Balık ve daha bir çok hikayeyi aynen hatırlıyorum.

Büyüdükçe hayal dünyası gelişir, okuma alışkanlığı gelişir ve ilk başlarda dev bir yapı olan romanlar okunmaya başlanır. İlk okuduğum roman olan Simyacı'yı da unutamıyorum mesela. 

Ama bazı eserler vardır onların unutulması zaten imkansızdır. Bir çoğu filme çevrilmiştir. Bunların bir kısmı da kitabın verdiği lezzete yaklaşmıştır. Ancak büyük kısmı o müthiş lezzete yaklaşamamıştır bile.

Bundan sonra düzenli olarak paylaşacağım kitaplardan ilki tabi ki benim favorim Yüzüklerin Efendisi serisi...




Yüzüklerin Efendisi (İng: The Lord of the Rings) J. R. R. Tolkien'ın yazdığı bir fantastik edebiyat üçlemesidir. Üçleme sırasıyla Yüzük Kardeşliği, İki Kule, Kralın Dönüşü kitaplarından oluşmaktadır.Tolkien bu eseri yazarken, Eski Alman destanı Nibelungenlied ve onun İskandinav versiyonu Volsung Sigurd destanından esinlenmiştir.(Daha önceki eseri Hobbit'i Anglosakson destanı Beowulf 'tan esinlendiği gibi.)
Bu üçleme, yazarın 1937'de yayımlanan Hobbit isimli eserin devamı niteliğindedir. Bir grup insan, Hobbit, Elf ve Cücenin Tek Yüzük'ü yok etme maceraları anlatılmaktadır. Edebiyat tarihinin gelmiş geçmiş en etkileyici hikâyelerinden biridir. Yazar bu üçlemedeki karekterleri üniversite yıllarında oluşturmuş, daha sonra hikâyeyi yazmıştır. Karekterlerin bazılarını oluştururken (Elfler, Troller gibi) Orta Avrupa mitolojisinde geçen peri masallarından etkilenmiştir. Oluşturduğu tüm bu karakterleri aynı hikâye altında eşsiz bir hayalgücü ile birleştirerek ortaya eşsiz bir yapıt çıkartmıştır. Daha sonra yazılan birçok fantastik hikâye bu eserden esinlenilerek yazılmıştır.

Kara Lord olarak da bilinen Sauron, kendi efendisi Melkor'un görevini tamamlamak üzere Orta Dünya'daki halkların zaaflarından yararlanıp Güç Yüzüklerini yapar. Bu Güç Yüzüklerinden 3 tanesini yaratılmışların en erdemlileri olan Elf krallarına, 7 sini dağların içinde yaşayan madencilikte ve demir işçiliğinde çok becerekli olan Cüce krallarına ve 9 tanesini de yaratılmışlar içerisinde güce en düşkün olan İnsan'lara verdi. Daha sonra Sauron bu 19 yüzüğe hükmedecek Tek Yüzük'ü yarattı. Ardından, Tek Yüzük diğer Güç Yüzüklerine hükmetmeye başladı ve çok geçmeden onları etkisi altına aldı. Güç Yüzükleri sahipleri kandırıldıklarını anladı fakat iş işten geçmişti.
Elfler Sauron'a karşı savaş açtı ve Kara Lord, Elflerle büyük bir savaşa girdi. Birçok Elf şehri yok oldu. Daha sonra Elf'leri yenemeyeceğini anlayan Sauron bir süre saklandı. Sonra tekrar Yüzükten aldığı güçle iyice güçlenen Sauron çok geçmeden Orklar, Haradrim halkı, Rhûn halkı ve Orta Dünyanın diğer kötülüğün hizmetine girmeye hazır halklarla Orta Dünya'nın tek hakimi olmak için işgale başladı. Elfler ve İnsan'lardan oluşan ve Son İttifak olarak adlandırılan bir ordu Sauron'u durdurmayı başardı. Parmağındaki Tek Yüzük İsuldur'un eline geçti. Fakat güce düşkün olan İnsan'lar yüzüğü yok etmedi. Daha sonra yüzük efendisine ihanet etti ve İsuldur un ölümüne sebep oldu. Bir nehrin içinde kayboldu. Böylece unutulmaması gereken değerler unutulup gitti.

Aradan yüzyıllar geçti ve yüzük eski bir Hobbit olan Smeagol'un eline geçti. Smeagol yüzüğü 500 yıl boyunca dumanlı dağların derinliklerinde sakladı. Fakat yüzük çıkma zamanının geldiğini anlayınca efendisi Sauron'un çağrısına cevap verdi ve Smeagol'ü terketti. Yüzük, kendi isteğinin dışında, yine Shire'lı bir Hobbit olan Bilbo Baggins'in eline geçti. Yıllar boyunca Mordor'daki Barad-Dûr'da gücünü yeniden toparlayan Sauron kötülüğe hizmet eden tüm halkları yeniden birleştirerek tekrar saldırıya geçti. Sauron'un Orta Dünya yı ele geçirmesi için ihtiyacı olan tek şey Yüzük'tü. Tüm bu olanların farkında olan İstiari'den Gandalf Elf kralı Elrond'un ülkesinde bir meclis toplamayı başararak yüzüğün yok edilmesi gerektiğine karar verdi. Ve böylece serüven başlamış oldu.



0 yorum:

Yorum Gönder

Bu Blogda Ara