Pazar, Nisan 15, 2012 | By: VOLKAN YÜCEL

Korkarak Yaşıyorsan...

    Bu yazıyı yazarken kendimle söyleşi yaptığımdan haraketle aklıma gelen ilk şarkıyı açtım...
    Eğer bir okuyan olursa bunu okurken ekleyeceğim youtube videosundan play tuşuna bassın önce :)
    Böylece belki aktarmak istediklerimi daha iyi anlar okuyanlar... Okuyan olmassa zaten anlaşılacak bir şeyde yoktur.



      Çok sık duyduğum bu sözler canımı sıkmaya başladı: "boşver" "bir tek senin sorunun mu?" "başına bela alma" ...vs o kadar çok sayabilirim ki. Aslında bunlar eskilerin terbiyeli konuşmalarının bir kısmı sadece. Bizim neslimiz ise kendilerine bu kadar çok denmesinden sonra "boşver" sözünü daha ileriye götürme kararı alarak kendilerince radikal bir kararla "s*kt*r et" demeyi öğrendi. Boşver ve s*kt*r et sözlerinin arasında çok bir fark yok birisi yıllar öncesinin belki de İstanbul dili dediğimiz o kibar Türkçe'nin eseriyken diğeri insanların kaygılarının, streslerinin ve dayatılmaların bıkkınlığıyla dışavurum gibi gözüken argo kelime. Yani anlam olarak hiç bir fark yok! Tabi bu kelimenin dilimizde, günümüz Türkiye'sinde bu kadar kolay söylenebilmesinin bugüne denk gelmesi tesadüf değil bence. Kitlesel iletişimin artması, sınırların artık sadece haritalarda kalması ve tabii ki elimizin altında artık olmassa olmaz olan internetten gelen bilgiler bizi artık günlük hayatımızda çok da kibar olmamızın şart olmadığını öğretiyor. Artık biz de sıklıkla seyrettiğimiz uluslararası filmlerdeki "fuck off" kelimesini günlük yaşamımızda onlar kadar sıklıkla kullanıyoruz. 
      Boşver kelimesi bence çok anlamsız bir hal almaya başladı insanların belki de kullanmaları gerekenden çok kullanmaları bu sözcüğün anlamında kaymaya yol açtı sanırım. Artık insanlar tepki vermeyi reddedip 6 evet sadece 6 harflik bir kelime ile kurtuluyor tüm sorumluluklarından. "BOŞVER"
      Bir tek senin sorunun mu? Bu soruyu geçtiğimiz günlerde bir otobüs firması ile yaşadığım bir problemi müşteri hizmetlerine şikayet ederken annem kurdu. Çok rahatsız olduğum bu konuyu telefonla şikayet ederken annem aman oğlum ne yapıyorsun diyerek beni uyardığında yanlışım ne diye düşündüm. Annemin ima ettiği şöförü şikayet ettiğim için işten uzaklaştırılması ihtimali oldu.  Evet belki bu üzücü bir haber ancak işini layığıyla yerine getirmek de çok önemli bir konu... Şikayet mekanizması ile ilgili problemlerimiz olduğu açık... Ve sonuç olarak konuşmam bitip şikayetimi yaptığımda rahatlamışsam da annemin boşver oğlum bir tek senin sorununmu demesi beni tekrar strese soktu.
       Evet, belki boşverebilirdim otobüste yaklaşık 40 kişi vardı ve şikayet sonucu için arandığımda özellikle sordum başka bu konu hakkında şikayet eden oldu mu? diye. Cevap beni hiç şaşırtmadı. Sabahın beşinde hiç bilmediği bir ilçenin yol kenarında indirilin muhtemelen en az 2-3 saat otobus bekleyen kadın bile şikayetçi olmamıştı. Boşverebilirdim ama başkaları aynı muameleye uğramasın diye boşvermedim.
    Boşver demek ne kadar kolay değil mi? Boşver ve dön arkanı git kendi işine bak sana mı kaldı? Delimisin sen? Düşünüyorum da insanlık tarihini mağarada üşüyen adam bir çaba göstermeseymiş üstüne yaprak, yün asmaya uğraşmasaymış, mağaraya girmeseymiş, ateşi bulmasaymış bugün kış günlerinde g*tümüz donarkende boşverecekmiydik? Ya da telefonu bulmasaydık mesela bugünkü SMS manyakları ne yapacaklardı mesela? Boşverseydik insanoğlunun 3/4'ü hala köle olacaktı mesela günümüz şartlarında köle olarak yaşamayı düşünmeliyiz!!! Bir tek senin derdin mi deseydi Newton, Einstein ve daha buraya yazabileceğimiz yüzlerce insan ne olurdu halimiz. Koca bir millet düşerken boşver ya deseydi M. Kemal Atatürk bugün hangimiz hayatta olacaktı. Düşünün Atatürk Çanakkale'de askerlerine süngü taktırıp savaşa devam etmelerini emretmek yerine boşverin çekilin geriye bir tek bizim derdimizmi vatan millet deseydi? 
     Bir şeylere tepki koymak suç değildir. Ama tepki göstermediğiniz herşeyi onaylamış sayıldığımız günlerdeyiz! Onay vermiyor ve susuyorsak bunun hiç bir anlamı olmadığını da bilmek gerekir. 40 kişiden sadece biriydim o otobüste ve ben şikayet ettim. Geçenlerde evimin karşısında bir dükkan park yerine arabası gelene kadar tabure koydu onu da ben şikayet ettim! Şehir içinde 3 yaşındaki bir erkek çocuğuna kucağına alıp direksiyonu ona tutturan babayı da ben şikayet ettim. Bunun gibi bir çok şey söyleyebilirim. Boşvermiyorum ve şikayet ediyorum. Saat 9'da mesaisi başlayan doktorun neden yerine gelmediğini sorduğumda gelir şimdi cevabını aldım ve onu da ben şikayet ettim! Kimsenin ne benim dünyamı kirletmeye, ne uyanıklık yapıp hakkımı gasp etmeye ne de işini layıkıyla yerine getirmeden para kazanmasına gönlüm razı değil! Evet ne kadar ileri gidebiliriz bu herkesin kendi düşüncesi zarar görmemek için susmak da herkesin kendi tercihi.
     Nitekim Şebnem Ferah'ın şarkı da söylediği gibi 
Denizleri seviyorsan Dalgaları da seveceksin
Sevilmek istiyorsan önce sevmeyi bileceksin
Uçmayı seviyorsan Düşmeyi de bileceksin
Korkarak yaşıyorsan yalnızca hayatı seyredersin...


    Ya da boşverin bunları Fatmagül'ün suçu ne izlemeye devam edelim...


0 yorum:

Yorum Gönder

Bu Blogda Ara